 |
|
ONUN İÇİN YAZILANLAR
Mahmut Dikerdem (1916-1993)
NÂZIM HİKMET VE BARIŞ
"Nâzım Hikmet'in her yönüyle zengin, cömert kişiliğinin ülkemizde en az tanınan yanı onun barışçılığı, barış savaşımına ve dünya barış hareketine katkılarıdır. Nâzım'ın yaşamı ve yapıtları üzerinde yapılan incelemeler, yayımlanan yazılar bu konuyu yeteri kadar aydınlatmamıştır. Bunun başlıca nedeni, sanırım, onun sanatçı kişiliğinin ve görkemli, sarsıcı, büyüleyici şiirlerinin hep öne çıkarak tüm ilgi ve dikkatleri üstünde toplamasıdır. Diğer bir neden ise barış savaşımına yurt dışında iken, zoraki sürgünlük döneminde katılmış olmasıdır. Çünkü o yıllarda Nâzım Hikmet'in adı gibi 'barış' sözcüğü de Türkiye'de yasaklı idi, Türk dış politikası doludizgin savaş kışkırtıcılığı yapıyordu. Gerçi dost bildiği birkaç kişi Nâzım'ın barış hareketindeki etkinliklerine yurt dışında tanık olmuşlardır, ama onlar da büyük ozanın barışçı yönünü çarpıtarak yansıtmışlardır. Nitekim bunlardan biri Nâzım'ın barış kongrelerini kapitalist ülkeleri ziyaret edebilmek için bir vesile saydığını yazacak kadar büyük haksızlıkta bulunmuştur.
"Oysa Nâzım Hikmet'in gerçek bir tutku ile sarıldığı barış ülküsü yaşamının son on yıllık dönemine ayrı bir anlam kazandırmış, yurdundan ve halkından ayrı kalmanın acısına katlanabilmesine bir ölçüde yardımcı olmuştur. Bunu, dünyanın çeşitli ülkelerine yaptığı barış gezilerinin izlenimlerini taşıyan eşsiz güzellikteki şiirlerinden anlayabiliyoruz.
"Nâzım'ın dünya barış hareketi ile tanışması Moskova'ya varışından hemen sonra olmuştur. O sırada dünyada soğuk savaş rüzgârları tüm şiddetiyle esmeye başlamıştı. Hiroşima'nın üstünde patlatılan atom bombası tam 40 yıl sürecek bir siyasal çatışma dönemini, aynı zamanda bloklar arası çılgın bir silahlanma yarışını başlatmıştı. Öte yandan ise, insanlığın mutlak bir felakete doğru sürüklendiğinin bilincine varan, çeşitli ülkelerdeki bilim, sanat adamları, düşünürler, yazarlar - siyasal inançları ne denli değişik olursa olsun - militarizme, savaş kışkırtıcılığına karşı koymak, evrensel barışı savunmak amacıyla bir araya geldiler. Böylece 1950 yılında dünya barış hareketi ve onun örgütsel birliğini temsil eden Dünya Barış Konseyi doğdu. Kurucuları arasında Picasso, Neruda, Aragon, Paul Robeson, Langston Hughes'un da bulunduğu Konsey'in ilk başkanlığına ünlü Fransız fizik bilgini Frédéric Julot-Curie seçildi. Kısa zamanda Konsey'in bünyesinde insanlığın yüzakı olan büyük bilginler, sanatçılar ve devlet adamları toplandı. Bunlardan biri de Türkiyeli büyük ozan Nâzım Hikmet idi. İlerki yıllarda dünya barış hareketi bir çığ gibi büyüyecek, başta işçi sınıfı olmak üzere geniş yığınları kucaklayacaktır. Nâzım Hikmet yorgun kalbinin son atışına değin barış hareketinin içinde, savaşsız ve sömürüsüz bir dünya uğrunda mücadele verenlerin ön safında yer alacaktır.
"Barış uğraşı Nâzım için hiçbir zaman kişisel hevesini tatmin ya da boş zamanını değerlendirme aracı olmadı. Barış savaşımı onun yaşamının son yıllarındaki çalışmalarının önemli bir parçası haline geldi. Asya, Afrika ve Latin Amerika'yı kapsayan gezilerinde hem sanat gücü, hem sıcak kişiliğiyle kitleleri dalgalandırarak, çevresinde toplanan gençliğe coşku aşılayarak dünya barış hareketinin canlılık ve etkinliğine katkıda bulundu. Bu gönüllü eylemlerinden dolayıdır ki Nâzım Hikmet Dünya Barış Ödülü'ne layık görülmüştür. Onun Hiroşima'da ölenlere ağıt niteliğindeki 'Kız Çocuğu' başlıklı kısa ama okuyanı derinden kavrayan şiiri birçok dillere çevrilmiş, İngilizce çevirisi Amerikalı ünlü zenci ozan Paul Robeson tarafından bestelenerek barış kurultaylarında bir ağızdan söylenen bir türkü olmuştur.
"Nâzım Hikmet'in barışçılığı yalnız yüreğindeki engin insan sevgisinden değil, kendisini adadığı davanın doğasından da kaynaklanmıştır. Tüm değerlerin yaratıcısı olan insan emeğinin savaşla yok olmasına en başta emekçi sınıflar razı olamazdı. Nâzım da kendini bildiğinden beri onların yılmaz, yiğit savunucusu olmuştu. Bu kimliği ile de katıldığı barış hareketindeki seçkin yeri unutulmayacaktır." (Eylül 1990 tarihli yazısı.)
|